0 yorum var - 07 Ağustos 2008 21:06
…
Anılarım gittikçe ağırlaşan birer yalnızlık oluyor sadece ve o zaman diyorum ki: Hiç düş kurmasaydık ve kırmasaydık ta birbirimizi ‘öldürseydik.’
Gülümser misin gidersem? Dayanabilirsen sadece acılarımı el üstünde tut.
…
Zamansız gitmeseydin anlatacaktım, kavruk bir dost selamı, kımıltısız gözlerle henüz pas tutmamış nedensizliğimi anlatacaktım şu an oturduğum kanepenin dinginliğince. Doğruydu değiştim. Sebebim vardı ama sen hiç sormadın.
Ben, teslim etmiştim geceyi sokak çocuklarına ve rehin alınmış duygularımı arıyordum, kentin kuytuluklarında. Sen ise yamalı buluşmalarımızı tozlu raflara kaldırıyordun utanmazca.
GİDİŞİNE aynen GELİŞİN gibi hiç anlam veremedim. Oysaki o akşam :’Kanıtla bana sevgini ne duruyorsun ‘dediğinde, o zaman, her şeyin başlangıcı ve sonu olan o akşamda ne yaptığımı hatırlarsın değil mi?
Ben çıplak ayaklarımla tırmanıp gökyüzüne o küçücük ellerimle tek tek yıldız toplamıştım sana,
Denizin üzerine bir daha hiç silinmemecesine adının kazımıştım,
Dağlardan topladığım, o kimsenin bilmediği ve hiç keşfedemeyeceği sevda sözcüklerini haykırmıştım tüm kentte ve bu çığlığım paramparça yankılanmıştı sokaklarda…
…
Gittiğinde sadece ardından bakakaldım, ağlamadım. Bir sebep bulamamıştım,
Çünkü ben senden,
Koskoca bir yaşam istemedim,
Sevgi sözcüklerinden şatolar yapmanı,
Bir gül ile beni karşılamanı,
Her güzelliği bana ait kılmanı
Bana tutunacak bir dal hele hele bir sığınak olmanı istemedim, beklemedim ki nereye?
…
Bu kentte her şey sıradanlığa vardı. Tutku yok, heyecan yok…
Bak vurulmuş bir insan şuracıkta kan akıyor yüreğinden sımsıcak, haykırmak bile gelmiyor içimizden, dehşet burada başlıyor yanı başımızda hemen.
Bir boyacı çocuk sokuluyor aramıza ‘yok’ diyoruz ısrar ediyor, küfrediyoruz ve tüm kinimizi o çocuğun küçücük yüreğine akıtıyoruz. Maskemiz orada, o çocuğun saflığı karşısında bir kez daha düştü işte.
İşte bu yüzden yeniden bir tarih yazmalı ki diyorum, ama bu kez en derin yerimize kazımalı ki sevda sözcüklerini, dünya yeniden dönebilsin insanın çevresinde.
Tarihim tüm güzelliklerinden damıtarak ve tarihin tüm kirinden arıtarak sevgimi yeniden yarattım kendimi. Ve o korkunç sırrımı verdim sana. Tereddütsüz.
Kelime dağarcığım yetmedi. Bu yüzden bütün sözlükleri devirdim, seni tanımlayacak, sana adını verecek bir tek sözcük yoktu.
Bildiğim aşk masallarının hiçbiri kendimi ve sevdamı sana anlaşılır kılamadı. Bu yüzden bütün aşk masallarını okudum ama benimki henüz yazılmamıştı. İşte bu yüzden sevdiğim yazılı tarih bile yetmedi…
…
Konuşmamaya karar verdim artık. Kelimeler bile kendini tekrara vardı yoruldu. Ancak boşlukta asılı duran gözlerime dokununca hissedebilirsin belki. Ve ancak bir deprem şiddetinde sarsıntılı kılarsan yüreğini anlarsın belki. Demiştim ama sen yine beni dinlemedin ve gittin.
Ömrümden bir gün eklemiştim ömrüne hak etmediğini bile bile.................................